top of page

Niyetinizi Yakmak Onu Yok mu Eder? Zihnin Şüphe Prangalarını Kırmak

Güncelleme tarihi: 1 gün önce

Özet: Bu yazıda niyet yakma eyleminin gerçekten niyeti iptal edip etmediğini, ateş elementinin simgesel anlamını, beynin RAS filtresini ve şüphenin nörolojik etkisini ele alıyorum.Sonunda, niyeti güvenle serbest bırakmak ve sürece teslim olmak için uygulanabilir bir farkındalık bakış açısı bulacaksınız.

Niyet Yakmak: Yok Etmek mi, Serbest Bırakmak mı?

Geçen gün bir danışanım bana bir mesaj gönderdi. Satır aralarından süzülen o yoğun kaygı, ekranın bu tarafından bile hissediliyordu:

“İpek Hanım, niyetimi yakmak istiyorum ama bir yandan da çok korkuyorum…”

Bu aslında hepimizin yaşadığı bir ikilemdir. Teslimiyetin getirdiği ferahlığı hissetmeye çok yaklaşmışken, bir videoda ya da yazıda bir “uzman(!)” parmağını sallayıp “Ateş elementi niyetinizi öldürür!” dediğinde, kalbimizdeki o saf güven yerini suçluluk ve ritüel anksiyetesine bırakır.


Oysa burada mesele bir kâğıdın yanması değil; zihnimizin kendi iç sesini susturup dış otoritelere teslim olmasıdır.Modern çağın bilgi bolluğu, farkında olmadan içsel rehberliğimizi gölgeledi.Artık her niyetin bir “doğru yöntemi”, her ritüelin bir “prosedürü” varmış gibi davranıyoruz.


Oysa ruhsal pratikler; insanın ilahi olanla kurduğu en sade, en filtresiz diyalogdur.


Niyet yakmak da bu diyalogun bir ifadesidir. Kısaca yok ediş değil, enerjiyi serbest bırakıştır.


Zihnin Tuzakları: Analiz Felci ve Kontrol İllüzyonu

Psikolojide “Analiz Felci” (Analysis Paralysis) diye bir kavram vardır.Bu, “Ya yanlış yaparsam?” düşüncesiyle karar verememe hâlidir.Mükemmel ritüeli yapmaya, en doğru tekniği bulmaya o kadar odaklanırız ki,eylemin ruhunu kendi ellerimizle boğarız.

Usul, yol, yordam elbette önemlidir.Ama bazen pusulaya o kadar uzun süre bakarız ki, önümüzdeki yolu ve yolun sonundaki manzaranın güzelliğini unuturuz.“Kağıdı sağ elimle mi tutmalıydım?”,“Ateşi çakmakla mı yakmalıydım, kibritle mi?”gibi teknik detaylara takıldığımızda artık zihnin dar ve korku dolu koridorlarında kayboluruz.


Bu hâl, aslında kontrol etme arzumuzun ve belirsizlik korkumuzun dışavurumudur.Evrene güvenmek yerine, sistemi kandırmaya çalışırız:

“Eğer her şeyi kuralına göre yaparsam, evren bana istediğimi vermek zorunda.”

Oysa bu, niyeti bir dua olmaktan çıkarır; bir sözleşmeye dönüştürür.Gerçek teslimiyet, nasıl olacağını kontrol etmek değil, evrenin akışına güvenmektir.

Korkuyu dağıtan şey, bilgi değil; bilginin içselleşmiş hâlidir. Bilme hali bizi kalıplara mahkûm etmemeli; tam tersine özgürlüğümüze kanat olmalıdır.

Beynimizin VIP Sekreteri: RAS Mekanizması

Şimdi gelin bu niyet konusuna biraz daha bilimsel bir pencereden bakalım.Beynimizin sap kısmında yer alan RAS (Retiküler Aktivasyon Sistemi),omurilikten gelen bilgilerin bilinçli zihne geçişini kontrol eden bir filtre mekanizmasıdır.

RAS’ı beyninizin en seçici VIP sekreteri olarak düşünebilirsiniz.Her saniye duyularınız üzerinden milyonlarca bilgi beyninize ulaşır.Eğer bu “sekreter” olmasaydı, şu anda bu yazıyı okurken aynı andasaatin tik taklarını, dışarıdaki aracın sesini, cildinizdeki kıyafetin dokusunuve hatta nefesinizin ritmini bile eşit şiddette hissederdiniz.


Sonuç?Bilişsel bir kaos.RAS, bu karmaşayı önlemek için sizin adınıza bir seçim yapar:“Bu anda ne önemli?”


İşte niyet yakma ritüeli tam burada devreye girer.Bu eylem, beyninize güçlü bir tamamlanma sinyali gönderir:

“Bu konu üzerinde çalışıldı, mühürlendi ve serbest bırakıldı.”

RAS artık niyeti bir aktif görev olarak algılarve çevrede bu frekansa uygun fırsatları fark etmeye başlar.Bu yüzden “tesadüf” sandığınız olaylar aslında RAS’ın yönlendirmesiylebilinçli farkındalığınızın radarına girer.


RAS mekanizmasını temsil eden beyin illüstrasyonu – retiküler aktivasyon sistemi, farkındalık filtresi ve niyet enerjisi bağlantısı
RAS Mekanizması: Beynin Dikkat Filtresi ve Niyetin Nörolojik Temeli

Ritüel: Beyne Verilen Somut Bir "Tamamlama Sinyali"

Peki niyet kağıdını yakmak bu sistemin neresinde duruyor?Beynimiz için “düşünmek” asla tamamlanmamış bir süreçtir; tıpkı açık kalmış bir sekme gibi sürekli arka planda çalışır. Ancak niyetinizi kağıda yazıp, onu ateşin geri dönüşsüz duyusal etkileriyle (ısı, ışık, koku) birleştirdiğinizde, beyninizdeki RAS (Retiküler Aktivasyon Sistemi) adlı filtre mekanizmasına çok net bir talimat gönderirsiniz.


Bu eylem, beyninizin derinlerinde şu mesajı kodlar:

“Bu dosya üzerinde çalışıldı, mühürlendi ve arşive gönderildi. Artık serbestiz.”

Kâğıdın yanışını izleme eylemi, bilinçaltına güçlü bir “tamamlanma sinyali” gönderir.O andan itibaren RAS, niyetinizi bir arka plan görevi olarak işler ve çevrenizde o frekansa uygun fırsatları aktif olarak taramaya başlar.


Daha önce yanından fark etmeden geçtiğiniz bir afişi bir anda görmeniz, ya da rastgele bir konuşmada niyetinizle ilgili kilit bir cümle duymanız tesadüf değildir.Çünkü “beynin sekreteri” artık o niyete hizmet eden verileri öncelikli bilgi olarak içeri alıyordur.


Bu, ritüellerin neden sadece ruhsal değil, aynı zamanda nörolojik bir karşılığı olduğunun da en güzel kanıtıdır.

Şüphenin Nörolojik Maliyeti: Enerji Akışını Kesmek

Ancak bu süreçte kritik bir viraj vardır: Belirsizlik ve şüphe.Eğer alev söner sönmez,

“Acaba yanlış mı yaptım? Niyetim yandı mı?”diye kaygıya düşerseniz, beyninize gönderdiğiniz o net sinyali anında geri çekmiş olursunuz.

Beyin, evrimsel olarak hayatta kalmayı (survival) umut ve yaratım enerjisinden (task) her zaman daha öncelikli tutar.Yani korku, inançtan önce gelir.


Şüphe duyduğunuz an, beyninizdeki sistem şu komutu verir:

“Acil durum! Önceki talimat güvenli değil. Yeni görev: Tehdit analizi başlat!”

Artık RAS niyetinizle ilgili fırsatları değil,tam tersine korktuğunuz senaryolara ait kanıtları toplamaya başlar.Sonuçta karşınıza çıkan olumsuz haberler,moral bozucu tesadüfler veya “bak olmadı işte” dedirten olaylar aslında hep oradadır;ama şimdi zihin onları öncelikli veri olarak seçmeye başlamıştır.


Şüphe, yaratım sürecinin en görünmez ama en güçlü “enerji kesicisi”dir.Bu yüzden niyeti yakmak değil, şüphe etmek onu iptal eder.

Matruşka Evren: Madde, Mananın Elbisesidir

Dokunduğumuz madde, aslında görünmeyen enerjinin yoğunlaşmış hâlidir.Fiziksel dünya, hakikatin en dış kabuğu, yani en ağır, en dirençli ve doğası gereği bozulmaya (entropiye) en açık katmandır.

Kadim öğretiler der ki:

Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır.

Bu kadim prensip bize evrenin katmanlı yapısının, insan ruhunda da aynı şekilde yankılandığını söyler.Evreni bir matruşka bebek gibi hayal edebilirsiniz: Her katmanın içinde bir diğeri vardır ve her biri farklı bir titreşim düzeyini temsil eder.


İnsandaki Element Katmanları


Bu evrensel katmanlar, bizde de dört temel element olarak bulunur:

  • Toprak – fiziksel beden, dayanıklılık ve köklenme

  • Su – duygular, akış ve sezgi

  • Hava – zihin, düşünceler ve niyet

  • Ateş – ruh, öz ve yaratım gücü


Ve işte bu matruşkanın merkezinde, mucizelerin doğduğu ateş elementi bulunur.Ateş, maddeyi enerjiye dönüştüren en güçlü simyasal semboldür — tıpkı niyet yakma eylemi gibi.

Kâğıdı yakmak, niyetin madde düzleminden enerji düzlemine geçişini temsil eder.Bu bir yok oluş değil, tam tersine maddeyi mana hâline getirme sanatıdır.


“İnsandaki dört element katmanını gösteren illüstrasyon — toprak, su, hava ve ateş; merkezde ebedî ateşi simgeleyen Ignis Aeternus ışığı
Bu görsel, insan varlığındaki dört elementin birleşimini ve ruhsal düzlemdeki ebedî ateşi Ignis Aeternus’u temsil eder.

Ateşin Dönüştürücü Gücü ve Toprağın Bilgeliği

Burada ateşin dönüştürücü gücünden bahsederken, sakın ola ki her şeyin anası olan toprak elementini dışladığımızı sanmayın.Toprak, şifadır, rahimdir, sabırdır.

Eğer niyetinizin bu dünyada kök salmasını, sağlam bir temele oturmasını istiyorsanız, onu toprak ananın şefkatli kollarına emanet edebilirsiniz.Toprak, niyeti madde dünyasına demirler, ancak bu süreç zaman, sabır ve mevsimlerin döngüsünü beklemeyi gerektirir.


Ateş elementi ise, niyeti maddenin yavaş doğasından özgürleştirir.O, formu yakarak özünü açığa çıkarır.Kağıt bir formdur, ve her form gibi kısıtlıdır.Ateş ise bu formu enerjiye dönüştürür, yani niyeti serbest bırakır.


Kağıdı yakmak, niyeti maddenin ağırlığından kurtarıp, doğrudan ruh düzlemine taşır.Yakmak bir yok oluş değil; niyetin kanatlanarak ait olduğu frekansa yükselmesidir.

Türk Kültüründe Ateş: Ocak, Alaz ve Soyun Ruhu

Bizim topraklarımızda ateş, yalnızca fiziksel bir ısınma aracı değil, tarihin ve ruhun sessiz tanığıdır.Ateş, hem evin kalbi, hem de soyun ruhudur.

Eski Türk inançlarında Od İyesi, yani ateşin ruhu vardır ve ona daima saygı gösterilmelidir.Ateş yalnızca evi ısıtmaz, aynı zamanda ailenin koruyucu bekçisidir.


Kültürümüzde yer alan ocak kavramı da bu köklerden beslenir.“Ocağı sönmek” ifadesi biyolojik bir sonu değil, manevi tükenişi anlatır.Tam tersine “Ocağı tütmek”, yaşamın, üretimin ve soyun devamlılığının sembolüdür.


Alazlama ve Arınmanın Ateşi


Bu kadim belleğin bir parçası olan alazlama geleneği, ateşin arınma gücünü günlük hayata taşır.Bir nesneyi veya kişiyi ateşin dumanından geçirmek, onu sadece tozdan değil, negatif enerjinin hantallığından da temizler.


Ateş, maddenin hantallığını yakar ama özünü özgürleştirir.Nevruz’da ateşin üzerinden atlamak da bu inancın bir tezahürüdür:Geçmişin ağırlıklarını, kışın uyuşukluğunu ve ruhun üzerindeki gölgeleri alevlere bırakıp yeni bir döngüye, en saf hâlinle doğmak anlamına gelir.


Bizim kültürümüzde su kirlenebilir, ama ateş her şeyi öz ışığına döndürerek temizler.


Ev içinde yanan geleneksel ocak ve şömine — Türk kültüründe ateşin koruyucu ve kutsal simgesi, ocak ve soyun ruhu
Türk kültüründe ocak, yalnızca bir ısınma aracı değil; soyun, birliğin ve ruhun kalbidir.

Psişik Sansürcü ve Niyetin Gizli Kapısı

Zihnimizin kapısında, her düşünceyi mantık süzgecinden geçiren titiz bir editör oturur — psişik sansürcü.Bu içsel sansürcü görünürde bizi korur; ama aslında yaratım enerjimizi ve sezgisel akışımızı kısıtlar.Bir niyet oluşturduğumuzda hemen devreye girer:

“Bu nasıl olacak?”
“Buna gücün yeter mi?”
“Gerçekten mümkün mü?”

Bu sorgulayıcı ses, niyetin saf titreşimini daha doğmadan zayıflatır.

Austin Osman Spare’e göre, bir niyetin gücü ancak bu sansürcüden sıyrılıp doğrudan bilinçaltının sınırsız alanına ulaştığında açığa çıkar.Ve işte tam bu noktada, yakma eylemi devreye girer.

Ateşle yakma anı, zihin için bir nöral deklanşör gibidir.Kâğıt alev alırken, yazdığınız sembol veya cümle son bir kez retinadan ışık hızıyla geçer ve ardından fiziksel olarak yok olur.Bu an, zihnin şüpheyi besleyecek hiçbir somut nesne bulamadığı bir “boşluk” yaratır.Artık bilinçli zihin devreden çıkar, niyet ise psişik sansürcünün sessiz olduğu o derin katmanlara — bilinçaltına — sızar.

Neden Yakıyoruz? Unutmanın Simyası ve Teslimiyet

Spare’in en çarpıcı ve paradoksal görüşlerinden biri şudur:

“Bir niyet, ancak bilinçli zihin onu tamamen unuttuğunda gerçekleşme gücü bulur.”

İlk bakışta “unutmak” pasif bir eylem gibi görünse de aslında bu, teslimiyetin en derin biçimidir.Kâğıdı yakmak, niyetin fiziksel formunu dünyadan siler.Kâğıt yok olduğunda, zihin artık üzerinde düşüneceği veya şüphe duyacağı bir nesne bulamaz.

Bu, unutmak değil; bırakmaktır.Niyet artık evrenin akışına ve bilinçaltının yaratıcı gücüne emanet edilmiştir.

Yakma eylemi, zihin için sessiz bir komut gibidir:

“Görev tamamlandı. Artık sürece güvenebilirsin.”

Sabırsız Bahçıvan’ın Hatası: Sürekli Kontrol Etmek

Spare, niyet kâğıdını saklamayı toprağa ektiği tohumu her gün kazıp“Filizlendi mi?” diye kontrol eden sabırsız bir bahçıvana benzetir.Bu sürekli kontrol etme hali, niyetin enerjisini zayıflatır ve süreci bozar.

Oysa yakmak, şu mesajı taşır:

“Ben iradeyi koydum, imzayı attım ve artık evrene güveniyorum.”

Ateş burada bir cellat değil; niyeti formun hantal kısıtlarından kurtaran sadık bir elçidir.O, niyeti zamansız ve mekânsız olan ölümsüz merkeze taşır.

Spare’e göre yakmak, niyetin formdan öze geçişidir.Külleri rüzgâra bıraktığınızda aslında şunu söylersiniz:

“Artık nasıl olacağıyla ilgilenmiyorum. Sonuçtan eminim.Bilinçaltımın muazzam yaratım gücüne güveniyorum.”

Bu an, niyetin zihinden özgürleşip evrenin ritmine karıştığı andır — gerçek yaratımın başladığı yer.


Yanan niyet kâğıdı — niyet yakma ritüelinde teslimiyet, enerjinin serbest bırakılması ve dönüşümün sembolü
Niyeti yakmak, onu yok etmek değil; formdan öze, korkudan güvene geçiştir.

Sonuç: Zarfı Değil, Mektubu Gönderin

Niyet kâğıdı yalnızca bir zarftır; ateş ise mektubu sonsuz olasılıklar alanına taşıyan sadık postacı. Bir mektubu postaya verdiğinde zarfın elinden çıkmasına üzülmezsin; bilirsin ki çekmecede kaldığı sürece içindeki anlam hedefine asla varamaz. Niyet yakmak, niyeti maddenin kısıtından, yerçekimi ve zamanın ağırlığından özgürleştirip onu evrenin zamansız akışına emanet etmektir.

Niyeti iptal eden alev değil, kalpte filizlenen şüphe tohumudur. Analiz felcinin dar ve karanlık koridorlarını geride bırakıp, elementlerin kadim bilgeliğine ve içsel otoritemize güvenmeyi öğrenmeliyiz. Doğa her kışın ardından güneşin (ateşin) gücüyle nasıl yenileniyorsa, biz de niyetimizi korkuyla değil; sarsılmaz, kaya gibi bir inançla serbest bırakmalıyız.


Unutmayalım: gerçek simya kâğıtta değil; korkuyu yaratım gücüne dönüştüren bilincimizde başlar. Şimdi dosyayı mühürleyin ve o postacıya (evrene) güvenle teslim edin.


Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.


İpek Sosyolog, Psikolog & Enerji Eğitmeni


SSS — Sık Sorulan Sorular


Niyetimi yakmak onu yok mu eder?

Hayır. Yakmak, niyeti formdan öze taşır; enerjisini serbest bırakır.


Yakmak mı yoksa gömmek mi daha etkili? İhtiyaca göre değişir. Yakmak dönüşüm ve serbest bırakma; gömmek köklenme ve sabır demektir.


RAS mekanizması niyetle nasıl çalışır? Niyet + duyusal yoğunluk (ateş) = tamamlama sinyali. RAS, ilgili fırsatları öne çıkarır.


Şüphe neden süreci bozar? Beyin tehdit algısına öncelik verir. Şüphe, odağı tehlike taramasına kaydırır.


Niyet yaktıktan sonra ne yapmalıyım? Bırakın. Kontrolü azaltın, günlük hayatınıza hafif mikro-adımlarla devam edin.


Ritüelde “doğru teknik” şart mı? Ritüel bir araçtır, amaç değil. Esas olan içtenlik ve güvendir.

İletişim:

Whatsapp ile hızlı iletişim: Buraya Tıklayın

Yorumlar


  • Whatsapp

İLETİŞİMDE KALALIM

Hangi danışmanlığın sana uygun olduğuna karar veremediysen, Ensoi siparişinle ilgili soruların varsa veya sadece bir merhaba demek istersen, bana yazabilirsin.

E-posta: iletisim@ipektensifa.com

Hızlı Destek: WhatsApp'tan Bana Yaz

TAKİPTE KAL

  • X
  • Instagram
  • TikTok

ipektensifa

Kundalini Reiki ve Theta Healing temelli uzaktan şifa danışmanlığı, Reiki eğitimleri ve enerji uyumlama çalışmaları sunulmaktadır. Bu sitedeki içerikler, sunulan çalışmalar ve Ensoi Studio ürünleri; enerji çalışmaları, spiritüel rehberlik ve kişisel farkındalık amaçlıdır. Tıbbi tanı, tedavi veya psikolojik terapi yerine geçmez. Ürünlerimiz niyet çalışmaları için tamamlayıcı destek niteliğindedir.

© 2026 ipektensifa. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page